Yazı Detayı
25 Şubat 2021 - Perşembe 16:32
 
Uzaktan Eğitim Süreci
Mahmut Çarpıcı
mahmutc3535@gmail.com
 
 

Merhaba. Bu yazımda öncelikle sizlere kendimi kısaca tanıtmak ve daha sonra uzaktan eğitim hakkında düşündüklerimi aktarmak istiyorum. 1993 yılında İzmir’de doğdum. Doğduğumdan beri Kemalpaşa’da büyüdüm ve hala burada oturuyorum. 2011 yılında Ferzent Bulum Lisesi’nden mezun oldum. Bir yıl sonra Uşak Üniversitesi’ne başladım. 2016 yılında Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinden mezun oldum. Döndükten sonra Kemalpaşa’da farklı sektörlerde çalıştım, kendi dükkânımızda esnaflık yaptım. 2020 Ekim ayında ise güzel Kemalpaşa’mızda iki köy okulunda ücretli öğretmenliğe başladım. Bir sorun olmazsa 2021 yılında atamam gerçekleştirilecek. İlçemizde görevli bir öğretmen olarak, uzaktan eğitim sürecine dair tecrübelerimi, fikirlerimi köşe yazısına taşımak istedim.

 

2020 Mart ayında görülen salgınla beraber okullarımız kapatılarak uzaktan eğitim sürecine geçmiştik. O zamandan beri yüz yüze eğitime geçme girişimlerimiz yeni salgın dalgaları nedeniyle tekrardan sonuçsuz kalmıştı. Dünya bir yandan aşıyı hızlı şekilde bulmaya çalışıyor, bir yandan da milyonlarca insanın işsiz kalmasına tanıklık ediyordu. Bu olumsuzluklardan en kötü etkilenen konulardan biri de eğitim konusuydu. Ülkemizde özellikle kırsal alanlarda internet hatlarının yaygın olmayışı, o bölgelerde yaşayan ailelerin ekonomik durumu eğitimin yıpranma seviyesini artırdı. İnternet alt yapısının yetersizliği, birçok öğrencide tablet-bilgisayarın olmayışı, imkânı olan öğrencilerin de derslere yeteri kadar dikkat verememesi bizleri bir kuşağı kaybetme korkusuyla karşı karşıya bıraktı. Bir yandan Eğitim Bilişim Ağı(EBA), internet üzerinden sorunsuz ders işlemeyi sağlayacak seviyeye getirildi. Ben genç bir öğretmen olarak, orta seviye bilgisayar bilgimle canlı dersleri sorunsuz şekilde işleyebilmekteyim. Canlı derslerde etkili materyal kullanabilme becerisi konusunda sorunlar yaşayanları duymaktayım. Emeklilik zamanı gelmiş olan bazı öğretmenlerimiz bu sürece uyum sağlayamayacağını düşünerek emekliliğe ayrıldı ancak bazı öğretmenlerimiz de sürecin içinde devam etmeye çalıştı. Salgının patlak vermesi, teknoloji kullanımı konusunda yetersiz kalan birçok genç-yaşlı emektar öğretmenimizi gafil avlamış oldu. Sınıf ortamında akıllı tahtalarla ders işlemek ile uzaktan eğitim arasında birçok farklılıklar olduğu için süreç hala sancılı devam etmektedir.

 

Olumlu yandan bakacak olursak teknoloji ve web 2.0 araçlarını kullanma konusunda kendini geliştirmiş öğretmenlerimiz süreci güzel şekilde geçirmektedir. Canlı derslere katılan öğrenciler anlayamadığı konuyu anında sorabiliyor, eksiğini giderebiliyor, etkileşimli hareketli materyaller ve programlar ile uzaktan eğitimin zevkli taraflarını da görebiliyor. İnternet alt yapısı konusuna gelirsek, bu sadece öğrencileri değil aynı zamanda öğretmenleri de mağdur etmektedir. Elektrik kesintileri, internet kesintileri öğrenci ve öğretmen açısından süreci zorlaştırmaktadır. Ülkenin batısında alt yapılar daha sağlam olmasına karşın, doğuda görev yapan öğretmen arkadaşlarımdan edindiğim bilgiler itiraf etmek gerekirse pek de iç açıcı değil. Kendi derslerimde ortalama 20 kişilik bir sınıfın 8-9’unun derslere düzenli gelebildiğini tespit ettim. Bazı öğrencilerin her iki velisi de çalışmak zorunda olduğu için evde çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenebilme imkânına sahip değiller. Ayrıca canlı derslerde öğrencilerin derse dikkatini 30 dakika boyunca verebilmesi de ayrı bir sorun. Öğrenciler Bir günde ortalama 3-4 saat boyunca cihazlara odaklanmak zorunda kalıyorlar ve bu da onların gözlerini ve zihinlerini daha çok yorabiliyor. Ders süreleri 40 dakikadan 30 dakikaya indirildiği için müfredatı yetiştirmek de ayrı bir sorun haline geliyor. Bu süreçte öğrencilere not vermek de büyük sorun oluşturuyor. Bir yanda derslere düzenli gelen öğrenciler, başka bir yanda imkânı olmadığı için katılamayan öğrenciler, diğer yanda ise imkânı olduğu halde dersleri ihmal eden öğrenciler uzaktan eğitimde ölçme ve değerlendirme sorununu yaratıyor. Neye göre not verileceği ve bu notların ne kadar adaletli olacağı öğretmenin de öğrencinin de velilerin de kafasını karıştırıyor. Aslında salgının patlamasıyla bu sorunların olması gayet doğal çünkü dünya bu salgına hazırlıklı değildi. Yakın zamanda birçok ülkede aşıların bulunması, bu sorunlu süreci hızlı şekilde atlatabilmemiz için bir umut oluşturdu. Ölüm ve vaka sayıları hala ciddiyetini korumaktayken yüz yüze eğitime geçilmesinin büyük bir risk oluşturacağı düşüncesindeyim. Sadece öğretmenleri aşılayarak da bu sorunu çözmek zor görünüyor.

 

Milli Eğitim Bakanlığı EBA üzerinden canlı ders sistemini oturtarak takdir edilecek bir başarı elde etmesine karşın tüm öğrencilerin bu sisteme dâhil olamaması eğitim konusunda ne yazık ki endişelerimizi ortadan kaldırmaya, öğrencilerin mağduriyetini gidermeye yetmiyor. Bir kuşağın eğitimden ve okuldan kopuk şekilde büyümesinin derin yaralar açabileceği ihtimali de gözlerde canlanıyor. Başka bir açıdan bakacak olursak teknoloji ve bilgi paylaşımı günümüzde o kadar ilerlemiş durumda ki öğrencilerin dershanelere gitmeden birçok platformda kendini yetiştirebilme imkânı var. Hababam sınıfındaki Mahmut Hoca’nın dediği gibi “Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur.” Bu söze interneti de ekleyebiliriz. Günümüzde insanlar kendini bazı konularda yetiştirmek istediklerinde internet sayesinde artık binalara, öğretmenlere bile ihtiyaç duymayacak imkâna sahip hale geldi. İnterneti ekmek kesen bir bıçak olarak ya da cinayet işleyen bir alet olarak kullanmak bizlere kalmış bir konu. Dünyada salgının en yakın zamanda bitmesini ve öğretmen ile öğrencilerin birbirine kavuşmasını dileyerek yazımı sonlandırıyor, bu süreçte emek veren tüm meslektaşlarıma selamımı gönderiyorum. Sağlıcakla kalın.

 
Etiketler: Uzaktan, Eğitim, Süreci,
Yorumlar
Haber Yazılımı