Yazı Detayı
23 Temmuz 2020 - Perşembe 15:20
 
Sosyal Medya ve Bilgi Kirliliği
Mahmut Çarpıcı
mahmutc3535@gmail.com
 
 

İnternet ve sosyal medya hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. İnternet günlük hayatımızı, işlerimizi çok daha hızlı hale getirdiğinden bilgiye de hızlı ulaşmak çok önemli hale geldi. İnternet yaygınlaşmadan önce bilgiye ihtiyaç duyan insanlar kütüphanelere giderek, ansiklopedi ve kitap satın alarak, basılan gazeteleri ve dergileri okuyarak vb. yöntemlerle edindiği bilgileri karşılaştırıp, bu bilgileri bilim-mantık-tarih süzgecinden geçirerek veya geçirmeyerek bilgiye ulaşmaya çalışıyordu. Bilgisayar ve internetin hayatımıza girmesiyle beraber bilgiye ulaşma yöntemleri çok kolaylaştı. Tüm yayınlar internete taşınmış oldu. Bunlara ek olarak ansiklopedi siteleri, kaynağı belirsiz birçok site, facebook-instagram-twitter gibi sosyal ağlar daha çok ön plana çıktı.

 

İnternet gencinden yaşlısına kadar telefon sayesinde herkesin cebine kadar girdi. Bu sayede bilgiye anında ulaşmak mümkün oldu. Ancak maalesef doğru bilgiye ulaşmak o kadar kolay görünmüyor. Araştırma şirketi olan KONDA’nın 2018 yılında komplo teorilerine yönelik yaptığı araştırmaya göre her 100 kişiden 48’i 24 Temmuz 1924’te imzalanan Lozan Anlaşması’nın 2023’te sona ereceğine ve bu anlaşmanın gizli maddelerinin olduğuna inanıyor. Yapılan araştırmada, bu asılsız bilgilere inananların eğitim seviyeleri arasında ne yazık ki belirgin bir farkın da olmadığını görmekteyiz. KONDA’nın sitesine girip 2018 raporlarına bakıp inceleyebilirsiniz. Lozan Anlaşması 24 Temmuz 1923’te  İsviçre’nin Lozan kentinde Türkiye dahil 8 ülkenin imzaladığı, Türkiye’nin bağımsızlığının ve bütünlüğünün tanındığı ve açık olarak yayımlanmış bir anlaşmadır. Bu anlaşma milletler cemiyetinde de onaylanmıştır. Dolayısıyla Lozan Anlaşması süresi ve gizli maddeleri olan bir anlaşma olamaz. Bu anlaşma bazı insanların iddia ettiği gibi herhangi bir şeye engel olan bir anlaşma da değildir. Ülkemizdeki tarih profesörleri de yıllardan beri tüm ulusal televizyon kanallarında bu iddiaların yalan olduğunu belgeleri göstererek söylemektedir.

 

Cahillik okumuş ya da okumamış toplumun tüm kesimine işlemiş durumdadır. Bu ve bunun gibi yüzlerce sahte-kaynaksız iddia, komplo teorileri, haber facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda sahte hesaplar tarafından insanlara sunulmaktadır. Lozan hakkında uydurulan iddialar, cumhuriyete ve onun kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e saldırmak amacıyla bilgisiz ve kötü niyetli kişiler tarafından, çevresindeki diğer bilgisiz insanları tuzağına çekmek ve onları yönlendirmek için kullanılan, birkaç soruyla çürütülebilecek boş iddialardır. Konunun acı bir tarafı da hayatında hiç kitap okumamış insanların sosyal ağlarda okuduğu bir şeye sarılarak bir bilge havasına bürünmesi, eleştirildiği zaman da sarıldığı bilgilerden hiç şüphe duymayarak okumuş araştırmış insanlara direnmesidir. İnsanlar sosyal ağlarda dolaşan bilgi kirliliği içinde kaybolmaktadır. Gördüğü montajlanmış fotoğraflara, okuduğu dayanaksız bilgilere anında inanmakta, bu edinilen sahte bilgilerle evrenin sırrını çözmüş gibi yorumlar yaparak ne yazık ki birbirlerine saldırmaktadır. Arkadaş ortamlarında dünyayı 5 büyük aile yönetiyormuş dedikodularına inanmakta, ‘’Kaynak nedir?’’ diye sormak kimsenin aklına gelmemektedir.

 

İnternette bilgi edinirken şüpheyi ve karşılaştırma yapmayı, basılı ve birincil-ikincil kaynaklara daha çok güvenmeyi elden bırakmamamız gerekir. Bir bilginin bir gazete sitesinde, vikipedide ya da herhangi bir sosyal ağda yazılmış olması da o bilginin doğru, kanıtlanmış olduğu anlamına gelmemektedir. Sözde eğitimli insanların da bu tuzaklara kanması, aslında eğitim sistemimizin de verdiği kırmızı alarmı açık şekilde gösteriyor. Diploma elde edenlerin çoğu okuduğunu iddia ediyor ancak hiçbir şey okumadığının farkında değiller ne yazık ki. Okumak diploma elde etmek değildir. Araştırmak Google arama motorunda bir şey arayıp çıkan ilk bağlantıya bakmak değildir. Kanıtlanmış bilgilere ulaşmanın kolay olmadığını unutmamak gerekir. Yoruma açık bilgiler hakkında da herhangi bir birikim olmadan fikir söylemenin ne kadar gereksiz olduğu da unutulmamalıdır. İnsanların çağdaş bir şekilde iletişim kurduğu, nezaketin elden bırakılmadığı, gerçek bilginin arayışına düşülmüş bir sosyal medya dileğimle yazımı sonlandırıyorum.

 
Etiketler: Sosyal, Medya, ve, Bilgi, Kirliliği,
Yorumlar
Haber Yazılımı