Yazı Detayı
17 Ağustos 2020 - Pazartesi 14:08
 
Kırk Yıl Hatırı Vardır
Işık Şen Bilgi
Kemalpaşa Kültür ve Sanat Derneği Başkanı
 
 

Bazen keyif için bazen günün yorgunluğunu atmak için  bir fincan kahve içeriz, bazen de kahve eşliğinde  bitmesi istenmeyen tatlı  sohbetler dostluk bağlarını güçlendirmiş, gönülden gönüle köprüler kurmuştur. Kahveyi her insanla içemezsiniz. Çünkü kahve içinizi ısıtırken sohbetinde ruhunuzu ısıtması gerekiyor. Kahvenizi yudumladığınız da aslında kahvenin bahane muhabbetin de şahane olduğunu bilirsiniz. Bu konuda atalarımızın da bir sözü vardır. Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül muhabbet ister kahve bahane...

 

Kahve bizim hayatımızda bu kadar önemliyken peki kahvenin hatırının da nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? Kültürümüzdeki deyim ve atasözlerinin bir hikayesi olduğu gibi bu sözün de bir hikayesi var öyleyse bakalım neymiş “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözünün hikayesi…


Hikaye Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyo'ya dayanıyor. Takvim yaprakları 1895'i gösterirken Eminönü Yemiş İskelesi civarında bulunan balıkçı kahvesine giren Osmanlı zabıtı "Bre Yusuf, herkese benden okkalı bir kahve, ama şurada oturan Rum Palikaryası'na yok. Ona kahvem de akçem de haramdır" der. Bilge Yusuf kahveleri ikram eder. Bir kahve de Palikarya Stelyo'nun önüne koyar. Zabıt adeta kükrer:"Ben ona haramdır demedim mi?" Yusuf Bilge istifini hiç bozmaz: "Komutan, o kahve benden. Ona da helaldir" der.  Stelyo minnetle bakar Yusuf'a. Yıllar geçer. 1905 tarihinde Samos Adası'nda Rum İsyanı başlar. Damat Ferit Paşa adaya asker çıkarır.

 

Bilge Yusuf da askerdir ve adaya çıkanlar arasındadır. Ancak ilk çatışmada esir düşer. İki yıl yatar Samos zindanlarında. İki yıl sonunda Rum çeteciler esir pazarında satışa çıkarır Yusuf'u. Mezatta 5 para, 7 para sesleri arasından bir ses yükselir. "O Türk'e 5 kuruş. Hemen alıyorum!" Sessizlik hakim olur. Rum alır Yusuf'u, arabasıyla köyün dışına çıkarır. Denize yakın bir yerde at arabasını durdurur. Döner Yusuf'a: "Serbestsin Bilge Yusuf" der.  Yusuf inanamaz duruma, Rum'un ellerine kapanır. "Beyim, kimsin necisin, beni neden özgür bıraktın" der. Rum uzun uzun anlatır. 12 yıl öncesine, Yemiş iskelesine döner. Detaylarıyla o günü anlatır. "İşte ben, bir fincan kahveyi helal ettiğin balıkçı Stelyo" der. Gözyaşları sel olur. Sarmaş dolaş olurlar Stelyo ile Yusuf. Yusuf kaçak yoldan İstanbul'a varır. Bu dostluk 40 yıl devam eder. Her yıl birbirlerini ziyaret ederler. Her ziyarette mutlaka bir fincan kahve vardır. Çocuklarına, torunlarına anlatırlar hikayelerini. Ve işte bu dostluk bir deyişi doğurmuştur:


Bir kahvenin 40 yıllık hatrı vardır! 


Günümüze geldiğimizde ise ne kahvenin hatrı  kaldı nede dostluğun. Herşeyin sahtesini  ürettiğimizden sanırım kahvelerde dostluklarda sahte oldu. İyi gün dostları çoğaldı kötü gün dostu ise hiç kalmadı. Eski kafalı deselerde ben inanıyorum  Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı olduğuna, belki bugün değil ama mutlaka birgün o bir fincan kahve hayat kurtarır hikayadeki gibi. Bir fincan kahve sohbetinde buluşmak dileği ile.

 
Etiketler: Kırk, Yıl, Hatırı, Vardır,
Yorumlar
Haber Yazılımı