Yazı Detayı
13 Kasım 2020 - Cuma 19:44
 
Deprem Psikolojisi
Uzm. Psk. Hatice Coşkun
Uzman Psikolog
 
 

Deprem herkes için stres oluşturan durumlardan biridir. Deprem gibi aynı zamanda kaza, yangın, savaş, sel gibi büyük afetler ve hayatı tehdit eden olaylar, cinsel tacizler, ölüm, hastalıklar da ağır stres durumlarındandır. Yaşanan olayın şiddetine, türüne, önceden hazırlıklı olup olunmamasına, olayın ortaya çıkış biçimine, bireyin kişilik örüntüsüne bağlı olarak tepkiler değişebilmektedir.

 

Bununla birlikte, duygusal süreçler, biyolojik tepkileri doğrudan etkilemektedir. Verilen tepkiler, duygusal yönle birlikte vurgulanmaktadır. Örneğin, korku hissinde verdiğimiz tepkilerden biri de kaç ya da savaş tepkisidir. Son döneme baktığımızda yaşadığımız İzmir depremi de bu olayların içinde yer almaktadır. Depremi yaşayan, duyan, gören mesafeye bakmasızın birçok kişi bu durumdan olumsuz olarak etkilenmiştir.

 

Depremzede dediğimiz öncelikle olayı yakından yaşamış kişilerde verilen tepkiler diğerlerine göre daha ağır ve çoğunlukla baş edilemez haldedir. Depremin artçıları devam ettiği ve yenileri beklenildiği düşünüldüğünde, özellikle yoğun sarsıntı ve yıkım anını deneyimlemiş kişilerde buna bağlı stres, panik belirtileri, ölüm korkuları, gelecekle ilgili umutsuzluklar, belirsizlikle ilgili kaygılar görülmektedir.

 

Kemalpaşa’da da deprem yoğun bir şekilde hissedilmiştir. Deprem sonrasında sarsıntı anında yaşanan hisler yaşanıyormuş gibi hissedilmekte, lambaların kontrol edilmesi, ölüm korkusu, her an kötü bir şey olacakmış gibi tedirgin olma durumu halkımızda görünen en yoğun tepkiler arasındadır. Çoğumuzda bu dönemde yaşanan olaya bağlı normal olan bazı durumlar görülmektedir.

 

PEKİ, BU DÖNEMDE NORMAL OLAN NEDİR?

 

Beklenmeyen anlarda, endişe, panik korku anları yaşanması, aniden irkilmelerin olması, aklınıza depreme dair görüntülerin seslerin gelmesi, uykuya dalma, sürdürme, uyku anında irkilme gibi uyku problemlerinin yaşanması, depreme dair sık sık konuşma yapma isteği, depremi hatırlatacak olaylardan, mekanlardan, kişilerden uzaklaşmak istenmesi, yeme düzeninizin bozulması, fizyolojik belirtilerin görülmesi (bulantı, kas ağrısı, bedeninde ağırlık hissi, yorgunluk gibi) gibi durumların yaşandığını afete bağlı travmalarda pek çok kişide görmekteyiz. Devam eden süreçte bu belirtiler yaşandığında panik havasında olmadan, belirtilerin geçici olduğunu bilmek kaygı açısından olumlu seyri düşündürmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken konu, travmanın kalıcı olmaması açısından, uzayan dönemde bakıldığında, belirtiler hala aynı yoğunlukta ya da artan şekilde devam ediyorsa psikolojik destek alınması yönündedir.

Uzm. Psk. Hatice COŞKUN

 
Etiketler: Deprem, Psikolojisi,
Yorumlar
Haber Yazılımı